2 Eylül 2018 Pazar

Ependimoma


Beyin içindeki destek hücrelerinden, yani glialardan oluşan tümörlere glioma denir. Ependimoma bir gliomadır. Ependimomalar beynin içindeki boşlukları yani ventrikülleri kaplayan ependima hücrelerinden köken alırlar. Ependimolar yumuşak, grimsi veya kırmızı tümörlerdir. Bazen içlerinde sıvı dolu kistler ya da kireçlenmeler bulunabilir.
Ependimomalar beynin neresinde olur?
Ependimomalar beynin üst üçte ikisinde (supratentorial) veya alt üçte birinde (infratentorial) olabilirler. Bulundukları yere göre de belirti ve bulgu verirler.
Kaç tip ependimoma vardır?
Dört tip ependimoma vardır: miksopapiller ependimoma, subependimoma, ependimoma ve anaplastik ependimoma. Bunlardan miksopapiller ependimomalar daha çok omuriliğin alt kısımlarında görülür. Subependimomalar ise genellikle bir beyin boşluğu olan ventriküllerde ortaya çıkar. Bunların her ikisi de yavaş büyüyen ve görece daha iyi sonuçları olan tümörlerdir. Ependimadan köken alan tümörlerin en sık görüleni ependimomalardır. Bu tümörler genellikle beynin arka boşluğunda ya da omurilikte görülür. Anaplastik ependimomalar hepsinin içinde en hızlı ilerleyen, en kötü sonuçlu tümörlerdir. Bunlar da genellikle beynin arka boşluğunda yer alır.
Ependimomalar ne sıklıkla, daha çok kimlerde görülür?
Ependimomalar görece olarak nadir rastlanan tümörlerdir. Bütün beyin tümörlerinin yaklaşık %3-6’sını oluştururlar. Ancak bu tümörler çocuklarda en sık üçüncü beyin tümörleridir. Ependimomaların %30’undan çoğu 3 yaşından küçük çocuklarda görülür. Erişkinlerde de görülen bu tümör bu grupta yaklaşık %60 oranında omurilikte görülürken, çocuklarda %90 oranında beyinde ve genellikle arka boşlukta görülür.
Ependimomaların nedeni nedir?
Diğer beyin tümörleri gibi ependimomaların da nedeni bilinmemektedir. Son yıllarda yapılan bazı araştırmalarda bir takım virüslerin bu beyin tümörlerinin ortaya çıkmasıyla ilişkileri olduğu gösterilmiştir. Ancak bu bulgunun doğru olup olmadığının doğrulanması için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.
Ependimomaların belirti ve bulguları nelerdir?
Ependimomaların belirti ve bulguları tümörün yeri ve büyüklüğüne bağlıdır. Bebeklerde kafanın büyümesi ilk bulgu olabilir. Huzursuzluk, uykuya meyil ve kusma görülebilir. Daha büyük çocuklarda ve erişkinlerde en sık görülen belirti ve bulgular bulantı, kusma ve baş ağrısıdır. Bu bulgular, büyüyen tümörün, beyin omurilik sıvısının normal dolaşımını bozması nedeniyle ortaya çıkar. Beyin sapı civarındaki tümörler şaşılık, denge ve yürüme problemlerine neden olabilir. Yine beyin sapı veya üst omurilik civarındaki tümörler ense ağrılarına neden olabilirler. Beyin yarıkürelerinde yer alan tümörler nöbetlere, baş ağrısına, vücudun tek tarafında kuvvetsizliğe neden olabilir. Omurilikteki tümörler bacak veya sırt ağrısına neden olabilir. Omuriliğin alt kısmındaki tümörler ise idrar yapma veya dışkılamada problemlere neden olabilir.
Ependimomaların tanısı nasıl konur?
Beyin tümörü olduğundan şüphelenilen kişilere MRI ve/veya CT yapılması gerekir. Radyo dalgaları ve manyetik alanlar kullanılarak beynin fotoğrafını çekmeye yarayan MRI tümörün yeri ile ilgili bilgi edinmeye yarar. Ancak kesin tanı için tümörden biyosi almak ve mikroskopik inceleme yapmak gereklidir. Ependimomaların sadece %10-15’lik bir kısmı beyin-omurilik sıvısına yayılım gösterir. Bazen beyin omurilik sıvısına ulaşan tümör hücreleri beynin diğer bir yerinde de tümör oluşumuna neden olur. Bu durumdan şüphe ediliyorsa beyin omurilik sıvısından örnek alarak inceleme yapmak gerekir. Bu inceleme sonucunda elde edilen bilgi tedavinin planlanmasında faydalıdır.
Ependimomalardaki tedavi seçenekleri nedir?
Ependimomalardaki tedavi tümörün yerine, ne kadar kötü huylu olduğuna ve tümörün omuriliğe yayılım gösterip göstermediğine göre değişir. Tedavi seçenekleri cerrahi, radyasyon tedavisi ve ilaç tedavisidir.
Cerrahi tedavi. Ependimomadaki cerrahi yaklaşımda en önemli ilke tümörün mümkün olduğunca büyük bir kısmının cerrahi sırasında çıkartılmasıdır. Tümörün görünen bütün kısımlarının çıkartılabildiği hastalarda hastalığın tedavi şansı en yüksektir. Ancak bütün tümörlerde bu kadar büyük bir çıkarma mümkün olmayabilir. Cerrahi sırasında yüksek büyütme gücüne sahip mikroskopların kullanılması, cerrahın ameliyat sahasını daha net bir şekilde görebilmesine yardımcı olur. Özellikle beyin sapında veya beyin boşluklarında yerleşim gösteren tümörlerde tam çıkarma mümkün olmayabilir. Çocuklarda beyin sapına doğru uzanan ependimomalar da bu türden, çıkarılması güç tümörlerdir. Çocuklarda genellikle tanı esnasında var olan beyinde sıvı toplanması (hidrosefalus), tümörün kısmi çıkartılması ile bile bir miktar düzelebilir. Ancak genellikle bu ameliyatlarda beyin içinde hapis kalan sıvının beyin boşluklarından karın içine doğru akmasını sağlamak için yapay bir yol açılabilir. Buna ventriküloperitoneal şant adı verilir. Genellikle bu tür ameliyatlardan sonra beyin içindeki fazla sıvının dışarıya akabilmesi için kafa içinden dışına doğru bir kanal açık bırakılır. Birkaç gün sonra bu kapatılamazsa bu kez kalıcı bir kanal açılması gerekebilir.
Ameliyattan sonra tümörün ne kadarının çıkartılabildiğinin kesinleştirilmesi için MRI yapılması gerekir.
Radyasyon tedavisi. Radyasyon tedavisi daha ileri yaşlardaki çocuklar ve erişkinler için cerrahiden sonra önerilen bir yöntemdir. Cerrahi sırasında tümörün bütün görünen kısmı çıkartılsa bile radyasyon tedavisi önerilebilir. Bu şekilde yapılan tedavi yaklaşımında uzun dönemdeki başarı şansı daha yüksektir. Bu tedavinin planlanmasında hastanın yaşı, tümörün yeri, ne kadar kolaylıkla çıkartılabildiği ve yayılım gösterip göstermediği önemli kriterlerdir. Tümör sadece tek bölgedeyse radyasyon tedavisi sadece beynin o kısmına verilir. Eğer tümör yayılım göstermişse radyasyon tedavisi bütün beyine verilir; tümörün köken aldığı bölgeye ekstra bir doz verilir. Geleneksel tedavi haftada 5 gün süreyle 5-6 hafta boyunca uygulanır. Bir diğer yöntem radyocerrahi yöntemleridir. Bu tedavi şeklinde çok iyi bir şekilde odaklanmış radyasyon ışınları tümör üzerine uygulanır. Bu yöntem en sıklıkla geleneksel tedavi sonrasında tekrarlayan tümörlerde uygulanır. Küçük çocuklarda radyasyon tedavisinin uzun dönemde ortaya çıkabilecek yan etkilerinden kaçınmak için kemoterapi, radyasyon tedavisini ertelemek amacıyla uygulanabilir. Kemoterapiye rağmen tümör büyümeye devam ederse o zaman radyasyon tedavisi başlanabilir.
Kemoterapi. Bu tedavi şeklinde kanser hücrelerini öldürmeye yarayan bir tekım ilaçlar kullanılarak tümör yok edilmeye çalışılır. Bazı tümörler tedaviye yanıt verirken bazıları da büyümeye devam ederler. Bebek ve çocuklardaki tümörlerde radyasyon tedavisini erteleyebilmek için de kemoterapi kullanılır.
Epandimoma tedavisinin yan etkileri nelerdir?
Bazı tedaviler sağkalım sürelerini uzatırken çocuklarda önemli yan etkilere yol açabilir. Tedaviye başlamadan önce çocuklara nörofizyolojik bir takım testler yapmak gerekebilir. Özellikle beynin alt tarafında kalan ependimomaların cerrahi tedavisinden sonra giderek artan denge, konuşma veya yutma problemleri ortaya çıkabilir. Bu değişikliklerin çoğu haftalar ya da aylar içinde düzelebilir.
Çocuklarda radyasyon tedavisinin de önemli yan etkileri olabilir. Tedavi sırasında özellikle 3 yaşın altında olan çocuklarda beyne radyasyon tedavisinden sonra zekada azalma ve öğrenme güçlükleri ortaya çıkabilir. Ortaya çıkacak öğrenme güçlüğünün boyutları çocuğun yaşına ve radyoterapi uygulanan beyin alanının büyüklüğüne bağlıdır. Daha büyük çocuklarda ve erişkinlerde bu sorunlar çok daha azdır. Büyüme bozuklukları, bir takım önemli hormonların salgılandığı hipotalamus ve hipofiz bezine oluşabilecek hasara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Bu hasara bağlı olarak hormonların salgılanması azalır ya da durursa bu hormonların ilaç olarak dışarıdan alınması gerekir.
Kemoterapinin uzun süreli etkileri üzerine çalışmalar halen sürmektedir. Bazı kemoterapi ilaçları işitme kaybına neden olabilirler. Hem radyasyon hem de kemoterapi ikinci bir kanser veya beyin tümörü oluşumu riskini artırabilirler. Kemoterapi kısırlığa neden olabilir.
Ependimomalar tekrarlar mı?
Tümörün tekrarlayıp tekrarlamayacağını belirleyen en önemli faktör ameliyat sırasında tümörün ne oranda çıkartılabildiğidir. Tanı konduğu andaki yaş, cerrahiden sonra geriye kalan tümör miktarı, tümörün yayılıp yayılmadığı ve hangi tedavinin uygulandığı, tümörün tekrarlama olasılığını etkileyen diğer faktörlerdir. Tümörleri tekrarlayan kişilerde tekrar cerrahi ve diğer tedaviler uygulanır.
Ameliyattan sonra neler yapmak gerekir?
Ameliyattan sonra sağlıklı beslenmek, düşük yağlı, düşük tuzlu bir beslenme tarzı geliştirmek önemlidir. Sigara içmemek ve düzenli egzersiz yapmak da boyun atar damarlarının tekrar tıkanmasını önlemek için önemlidir.

Erozyonun Zararları


Erozyonun Zararları
Bugün çöller ve çölleşme yarası almış bölgeler, tıpkı kanserli bir hücre gibi, sinsice yayılma eğilimdedir. Günümüzde de gelişmekte olan 100 Ülke, çölleşme tehdidi ile karşı karşıyadır. Sorun yer yüzünde 1 milyar insanın yaşamını ve geleceğini tehlikeye sokmaktadır. Dolayısıyla bu ülkeler ve insanlarla ilişkideki diğer ülkeleri ve insanları da tehlikeye sokmaktadır.
“Toprak aşınması” olarak da tanımlanan erozyon ise, bugün dünyada çölleşmenin en önemli nedenidir. Toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yok edilmesi sonucu koruyucu örtüden yoksun kalan toprak, su ve rüzgar etkisiyle aşınıp taşınıyor.
Erozyon olayının temelinde insan unsuru ve onun doğaya, ormanlara ve otlaklara karşı olan olumsuz davranışları yatmaktadır. Dünyamız her yıl 7 milyon hektardan daha fazla, yani yaklaşık İrlanda büyüklüğünde bir alanı erozyonla kaybediyor. Türkiye topraklarını %85’inde orta, şiddetli ve çok şiddetli erozyon hüküm sürmektedir. Bu da 63 milyon hektar genişliğinde bir alan anlamına gelmekte. Son yıllarda hemen hemen her yağıştan sonra görülen sel, taşkın,toprak kayması ve çığ olayları, bu boyutta yaşanan erozyonun bir sonucudur. Bugün erozyon ile kaybettiğimiz topraklar Türkiye‘yi yakın bir gelecekte baştan başa çöle dönüştürecek boyutta. 1992 Rio Dünya Çevre Zirvesi’nde açıklanan veriler göre 2010 yılında,Türkiye’yi topraklarının %85’i çöl olacak. Türkiye’nin toprak kaybının yılda 1 milyar 400 milyon ton olduğu tahmin ediliyor. Oysa bilimsel verilere göre 1 cm toprağın oluşması için 300 ile 1000 yılın geçmesi gerekiyor.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), çölleşmenin dünyadaki yıllık maliyetini 42 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu maddi kaybın ötesinde, suluk, göç ve hastalıklar da kaçınılmaz sonuç olarak çıkıyor.
Çölleşme, küresel ısınma ve biyolojik zenginliğin kaybı gibi sorunları da beraberinde getiriyor. Toprağın uygun olmayan yöntemler ile kullanılması, sanayi faaliyetleri, ormansızlaşma, bitki örtüsünün yok edilmesi, bütün kıtalarda çölleşmeye yol açıyor ve bu süreci hızlandırıyor.
Vaktiyle bütün dünyada 8.8 milyar hektar olduğu tahmin edilen ormanların bugün üçte birden fazlası insani nedenlerle yok edildi. Bugün karaların ancak üçte birinin ormanlarla kaplı olduğu belirtiliyor. Dünyamız saatte 3 bin dönüm, dakikada 50 dönüm orman alanını her geçen gün biraz daha artan bir hızla kaybediyor. Bu tahminlere göre dünyamızdan her yıl 22 – 23 milyon hektar orman alanı eksilmekte. Gelecek yüzyılda, gelişmekte olan ülkeler yaşayan insanların yarısından fazlası yakacak odun bulamayacak. UNEP yetkilerince hazırlanmış raporlara göre tropikal ormanların % 80 ‘inin 2000’li yıllarda ortadan kalkacağı tahmin ediliyor.
Bir bölgenin ormanları kesilip, bitki örtüsü tahrip oldukça normal olarak bitki örtüsünün tutacağı , ekosistemin içinde kalıp çevreyi yeşillendirecek, pınarların akmasını sağlayacak olan su, sistemin dışına, denizlere doğru akar. Artan yüzey suyu, beraberin de toprakları da taşır, erozyona neden olur. Bu bir varsayım değildir, bilimsel olarak yıllardır çeşitli, ülkelerde ve bu arada ülkemizde yapılan ölçümlere dayanan bir gerçektir.
Maddeler Halinde Erozyonun Zararları
Erozyonun zararlarını kısaca ve maddeler halinde belirtecek olursak:
  1. Erozyonun verdiği en büyük zarar yeniden oluşması için binlerce yıl gecen örtü toprağımızın elden çıkmasıdır.
  2. Her yıl 4-5 trilyon destek vererek toprağa attığımız suni gübreden daha fazla doğal besin maddesi erozyonla kaybolan topraklar içinde elimizden çıkmaktadır.
  3. Toprakları erozyonla verimsizleştiren, giderek yok olan tarım arazileri, hızla artan nüfusu besleyemez olmuş ve kırdan kente göç hızlanmıştır. Göçler şüphesiz ekonomide çok ağır yükler ve sıkıntılar yaratmaktadır.
  4. Kaybettiğimiz topraklarımızın barajlarımızı doldurması ve ömürlerini kısaltmasının milli ekonomimizde yarattığı zararların boyutları çok büyüktür.
  5. 2000′li yıllarda suyun petrol kadar, belki daha önemli bir meta olacağı kesinleşmiştir. Bitki örtüsü ve toprak olmadan kar ve yağmur sularımızın boşa akıp gitmesi önlenerek rezervlere indirilmesi, depolanması ve su kaynaklarının düzenli ve sürekli beslenmesi mümkün değildir.
  6. Bitki örtüsünün kalkması erozyona başlıca sebep teşkil ederken toprak kaymaları, taşkınlar, sel ve çığ felaketlerine ve korkunç zararlara yol açmaktadır.
  7. Toprağın kaybı ile daha yerine koyamadığımız Orman varlığımızın milli ekonomideki yerini değerlendirmek için bir  ağacın ömrü boyunca ürettiği fonksiyonel değerleri toplamının odun değerinin 2000 katı olduğunu dikkate almak yeter.
  8. Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun yanı sıra toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırırhttp://1-ps.googleusercontent.com/x/www.renkliweb.com/www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif.pagespeed.ce.oJ7q1ymy8Q.gif
  9. Verimsizleşen ve yok olan tarım arazileri üzerinde yaşayanları besleyemez duruma gelip, kırsal kesimden kentlere doğru göçü arttırarak, büyük ekonomik ve toplumsal sorunlara yol açarhttp://1-ps.googleusercontent.com/x/www.renkliweb.com/www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif.pagespeed.ce.oJ7q1ymy8Q.gif
  10. Meraların yok olması hayvancılığın gerilemesine neden olurken, gelirin azalması ve iş olanağının daralması sonucunu doğururhttp://1-ps.googleusercontent.com/x/www.renkliweb.com/www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif.pagespeed.ce.oJ7q1ymy8Q.gif Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun yanı sıra toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırırhttp://1-ps.googleusercontent.com/x/www.renkliweb.com/www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif.pagespeed.ce.oJ7q1ymy8Q.gif
  11. Erozyon sonucu taşınan verimli topraklar, baraj göllerini doldurarak, ekonomik ömürlerini kısaltırhttp://1-ps.googleusercontent.com/x/www.renkliweb.com/www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif.pagespeed.ce.oJ7q1ymy8Q.gif
  12. Yeşil örtü ve toprağın elden gitmesi ile ortaya çıkan iklim değişikliği ve bozulan ekolojik denge sonucunda, vahim boyutlarda doğal varlık kaybedilerek ekonomik zarara uğratırhttp://1-ps.googleusercontent.com/x/www.renkliweb.com/www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif.pagespeed.ce.oJ7q1ymy8Q.gif
  13. Bitki örtüsü ve toprağın olmadığı bir yüzey, kar ve yağmur sularını emmemediğinden, doğal su kaynakları düzenli ve sürekli olarak beslenemezhttp://1-ps.googleusercontent.com/x/www.renkliweb.com/www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif.pagespeed.ce.oJ7q1ymy8Q.gif
  14. Kaybedilen toprak örtüsünün yeniden oluşması için binlerce yıl gerekirhttp://1-ps.googleusercontent.com/x/www.renkliweb.com/www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif.pagespeed.ce.oJ7q1ymy8Q.gif
Erezyonun Canlılara Zararı
1- Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun yanı sıra toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırır.
2- Verimsizleşen ve yok olan tarım arazileri üzerinde yaşayanları besleyemez duruma gelip, kırsal kesimden kentlere doğru göçü arttırarak, büyük ekonomik ve toplumsal sorunlara yol açar.
3- Meraların yok olması hayvancılığın gerilemesine neden olurken, gelirin azalması ve iş olanağının daralması sonucunu doğurur.
4- Yeşil örtü ve toprağın elden gitmesi ile ortaya çıkan iklim değişikliği ve bozulan ekolojik dengesonucunda, vahim boyutlarda doğal varlık kaybedilerek ekonomik zarara uğratır.
6- Bitki örtüsü ve toprağın olmadığı bir yüzey, kar ve yağmur sularını emmemediğinden, doğal su kaynakları düzenli ve sürekli olarak beslenemez.

Bilimsel Proje Raporu Nasıl Hazırlanır?

Rapor seçtiğiniz konu hakkında yaptığınız her türlü araştırmanın özetidir. Başlangıçtan bitişe, bütün projenin toplanan ve gözlenen bilgilerini içerir.
Rapor kolay anlaşılır ve düzenli olmalıdır. Konuyla ilgisi olmayan bir insan raporunuzu okuduğunda, sırayla neyi neden ve nasıl yaptığınızı, sonunda ne bulduğunuzu ve nasıl değerlendirdiğinizi anlayabilmelidir. Şöyle de söylenebilir: Bilimsel projenizi bir stand düzenleyerek, seyircilere sözlü olarak sunacaksınız. Rapor standınızdaki yazılı sunumunuzdur.
Eğer projeniz boyunca düşündüğünüz, planladığınız ve yaptığınız her şeyi düzenli olarak yazdıysanız, yani günlük tuttuysanız, rapor yazmak çok kolaydır.
Mümkünse raporunuzu bilgisayarda yazın ve bir dosyada sunun. Ya da el yazınızla bir deftere yazın. Genellikle raporlar 5-30 sayfa uzunluğundadır. Satır aralarında boşluk bırakılır. Bilimsel Raporlar şu bölümleri içerir:
Başlık İçindekiler Özet Giriş Yöntem-Araştırma Sonuç-Değerlendirme Kaynaklar Katkıda Bulunanlar
Başlık
Başlık bölümü iki şekilde düzenlenebilir. Eğer projenizle bir yarışmaya irecekseniz, jürinin objektif değerlendirme yapması için başlık bölümünde sadece projenizin adı yer alır. Diğer türlü projenizin adı, sizin adınız soyadınız, ünvanınız ve projenin başlangıç bitiş tarihi başlık bölümüne yazılır.
İçindekiler
İkinci bölüm raporunuzdaki ana başlıkları ve bunların bulunduğu sayfaları bildirir.
Özet
Bu bölümde projeniz ana hatlarıyla çizilir. Özet bir sayfadan fazla olmaz. Her şey bir sayfayı geçmeyecek şekilde, kısa ve öz olarak açıklanır. Projenin adı, amaç, kurulan varsayım, kısaca kullanılan metod ve bulunan sonuçlar yazılır. Genellikle özetin bir kopyası jüri üyelerine verilir. Bu şekilde jüri üyelerinin yapacağınız sunuş hakkında bir fikri olur.
Giriş
Giriş bölümü, bu projeyi neden seçtiğinizi ve projenin amacını ifade eder. Araştırmanız ile ilgili varsayımınızı bildirirsiniz. Projenizi seçmenizin bir nedeni vardır. Bu merak ettiğiniz ve hakkında soru sorduğunuz bir konudur. Sorduğunuz soruyu araştırarak cevaplamaya çalışırsınız. Sorunun cevabını önceden tahmin etmek ile siz bir varsayım kurmuş olursunuz.
Yöntem-Araştırma Eğer projeniz deney içeriyorsa, deneyin amacını, kullandığınız malzemeleri, ve deneyin yapılışını madde madde yazmalısınız. Eğer araştırma ise konu ile ilgili bilgiler vermelisiniz.

Sonuç-Değerlendirme Deney yaptıysanız, bulduğunuz sonucu, varsayımınızın doğrulanıp doğrulanmadığını, soru sorduysanız, cevabı bildirirsiniz. Bulduğunuz sonuç hakkında değerlendirme yaparsınız. Araştırma yaptıysanız, araştırmanın sonucunu ve değerlendirmesini yazarsınız. Bu bölümde de tablolar, şekiller, grafikler, resim ve fotoğraflar kullanabilirsiniz.
Kaynaklar Projeniz boyunca kullandığınız tüm kaynakları bu bölümde yazacaksınız. Kaynaklar kitap, dergi, ansiklopedi gibi yazılı olabilir. Yazılı kaynaklarda kaynağın adı, yazarları, kaynağı hangi kurumun bastığı ve basım tarihi bildirilmelidir. Cilt ve sayfa numarası da konulur. Kaynak olarak internet kullandıysanız, internet adresini belirtmelisiniz. Kaynak kişi de olabilir. Kişinin adını, ünvanını ve bulunduğu kurumu yazmalısınız.
Katkıda Bulunanlar Projenin tamamını tek başınıza yapmış olabilirsiniz. Ama fikir alırken, deneyi yaparken ya da malzemeyi temin ederken bazı yardımlar almış olabilirsiniz. Bu bölümde aldığınız yardımlar için kişilere teşekkür etmelisiniz. Her şey çok güzel olacak, kolay gelsin.

26 Eylül 2015 Cumartesi

Bebek ve Çocuklarda İleri Yaşam Desteği

 Bebek ve Çocuklarda İleri Yaşam Desteği

Bebek ve çocuklarda genellikle kardiak hastalık ya da disritmiler olmadan hipoksi sonucu kardiyak arest oluşur. Havayolu obstrüksiyonu, suda boğulma, travma, yanıklar, duman inha-lasyonu, zehirlenme, üst solunum yolu enfeksiyonları ve ani bebek ölümü sendromuyla kardiyak arest oluşur. Kardiak arestte VF'den asistoli oluşur. Çocuk ve bebeklerde ileri yaşam desteği önlemleri yetişkinlere benzerdir. Hava yolu açıklığını sağlarken; baş -çene ve çene kaldırma pozisyonları kullanılma­lı, hava yolunun kollebe olmasını önlemek için boynun hipe-rekstansiyonundan kaçınılmalıdır. %60-95 oksijen konsantras­yonu sağlanır, akış hızı 10-15 L /dk verilir. Ventilasyon uzadı­ğında gereken oksijen maske ile sağlanamazsa entübe edilir. Entübasyon tüpü (ET) çocuğun yaşına ve tartısına göre uygun boyda olmalıdır. Tüpün yerinden oynamaması içinde baş ve boyun hareketsiz tutulur. Endotrakeal tüpün başarılı olarak ye­rine yerleştirildiğinden emin olmak için; simetrik göğüs hare­ketleri gözlenir, solunum sesleri iki tarafta da eşit olarak dinle­nir. Mide üzerinde solunum sesleri olmaz ve ekspirasyon sıra­sında ET de buhar gözlenir. Gastrik distansiyonu önlemek için bir mide tüpü yerleştirilir.

Temel yaşam desteği aşamasında kalp masajıyla dolaşım sağlan­dıktan sonra gerekli acil ilaçlann verilmesi önemlidir. İlaçlar endotra­keal yolla verilebileceğinden dolayı entübe edilen bebek ve çocuklar­da damar yolu açmak gerekmez. Fizyolojik olarak sıvı dengesini sağlamak için Ringer Laktat gibi bir solüsyon 20 ml/kg/IV puşe verilebi­lir. Femoral, internal ve eksternal juguler ve subklavian venler gibi merkezi bir yol kullanmak daha kolaydır. 21-23 nolu kelebek iğneler veya 20-22 nolu kanüller ilaçların verilmesi için uygundur. Hızlı da­mar yolu yoksa 5 yaşından küçük çocuklarda proksimal tibianın 1-2 cm aşağısına ya da tibianın orta bölgesindeki düz yüzeye; daha bü­yük çocuklarda ve erişkinlerde distal tibia üzerine sıvı kanülasyonu yapılabilir. Selülit ya da yanıklarda bu işlem kullanılmaz.

İlaçlar

Hastanın tartısına göre ilaç dozlan hesap edilir. Atropin, epinef-rin, lidocaine ve naloxone ET yoluyla verilir. Çocuk hastalarda standart erişkin dozu aşılmaz. VF çocuklarda çok nadirdir. Bu ne­denle defıbriasyon sık kullanılmaz. Defıbrilasyon kullanılacaksa de-fıbrilatör kaşıklarının birbiriyle temas etmemesi için çocuk için uy­gun boyda olması gerekir. Uygun boyda kaşık bulunamıyorsa, ye­tişkin kaşıkları ters çevrilip kullanılabilir.

Yenidoğan Bebeklerde İleri Yaşam Desteği

Temel yaşam desteğinde ABC si sağlanan yenidoğanda 110 atım /dk.dan daha fazla atım, spontan solunum varsa, bebek ılık tutulur ve yakın takiple gözlenir. El ve ayaklarının mor olabilmesi normaldir. Eğer solunumu sıkıntılı ya da yoksa ancak kalp hızı 100 atım/dk dan fazlaysa aspire edilir, kuvvetlice kurulanarak uyarılır. Çoğu bebekte bu solunumu başlatır. Başa pozisyon verilerek mas­ke ile oksijen sağlanır, yeterli olmazsa entübe edilir.

Yenidoğanda kardiak arest uzamış intrauterin hipoksiden dolayı şok veya asfıksi nedeniyle oluşur. Bu vakalarda uzamış resüsitas-yon çoğu zaman beyin hasarıyla sonuçlanır. Yalnızca nabız yoksa KPR kullanmak etkili olur. Brakiyal arter palpe edilerek ve kalp din­lenerek nabzın olmadığı tanımlanırsa; nabız yok veya 60 atım dk.dan azsa hemen kalp masajına başlanır.

Genellikle ventilasyon ve oksijenasyon ile 100 atım/dk. dan da­ha fazla bir atım sağlanır. İlaç verilmesi nadiren gerekir. Venöz yol umblikal ven kateterizasyonuyla sağlanır.


Temel Yaşam Desteği

3-5 saniye cevap verip vermediğini kontrol edin (İyi olup olmadığını sorun, omuzlarına dokunun ) Eğer cevap yoksa, yardım için bağırın. Eğer yardım çağrınıza cevap yoksa ve hasta bir yetişkin ise, hemen ACİL AMBULANS SERVİSİ (112)’yi aramalısınız. Eğer hasta bir çocuk veya bebek ise ve yardım çağrınıza cevap yoksa , 1 dakika hasta ile ilgilendikten sonra ACİL AMBULANS SERVİSİ (112)'i arayın. Her çevrede başkaları da varsa onlara arattırın ve siz ACİL AMBULANS SERVİSİ (112) gelene dek hasta ile ilgilenin.

A = Nefes borusunu Kafayı eğme-Çeneyi kaldırma metodu ile açın

Göğüse bakın (Yukarı/aşağı hareketler)

Nefesi dinleyin

Yanağınızla nefesi hissedin.

B = Nefes (2 kez)

C = Dolaşımı kontrol edin; yetişkin/carotid (boyun nabzı)...çocuk/carotid (boyun nabzı)....bebek/brachial (kol nabzı)
 
Yapay Solunum
(0-1) Bebek
Her 3 saniyede 1 kez
Dakikada 20 kez
(1-8) Çocuk
Her 3 saniyede 1 kez
Dakikada 20 kez
(8 & üstü)
Her 5 saniyede 1 kez
Dakikada 12 kez
Nabız Yeri
Brachial
(Kol)
Carotid
(Boyun)
Carotid
(Boyun
Kompres (basınç) Şekli
2 Parmakla
Bir elin altıyla
İki elin altıyla
Derinlik
½" - 1"
1" - 1 ½"
1 ½" - 2"
Oran
Kompres (basınç)/Nefes oranı
100+ dakikada
5:1
100 dakikada
5:1
80-100 dakikada
15:2
Sayım
1,2,3,4,5
1 & 2 & 3 & 4 & 5
1 & 2 & 3 & 4 & 5....&15
Yaşamda kalma zinciri ani bir hastalığın olması veya yaralanmanın belirlenmesinden itibaren derhal yapılması gereken olaylar sırasını temsil eden bir konseptir. Hastanın yaşamda kalması ve kurtarılması bu olaylar zincirine bağlıdır. Temel fikir hastanın tıbbi müdahalenin yanına götürülmesinin yerine acil tıbbi müdahalenin hastanın yanına getirilmesidir. Bir vatandaş olarak, sizin bu yaşamda kalma zinciri içindeki pozisyonunuzun önemini anlamanız hayati bir önem taşımaktadır. Siz bu zincirde ilk üç halkayı oluşturursunuz. Yaşamda kalma zincirinin nasıl işlediği aşağıda açıklanmıştır:
1. Acil durumun belirlenmesi:
  • Sizin acil bir durumu belirlemeniz
2. ACİL AMBULANS SERVİSİ (112)'nin hızlı bir şekilde harekete geçirilmesi ( 112 veya diğer belirlenen acil numaralar):
  • 112'yi i ararsınız veya çevrenizdeki diğer ilgili birine aratırsınız.
3. Yaşam kurtarıcı yardımı yaparsınız [CPR (Cardio Pulmonary Resusitation-Kalp akciğer yardımı), suni solunum ve/veya ilk yardım]:
  • Hastanın ihtiyacına göre yardımı yaparsınız.
4. ACİL AMBULANS SERVİSİ (112) gelir ve ileri düzeyde yardımı sağlar ( erken defibrillation veya gerekli olan diğer yardımlar)
  • AAS (112) gelir ve bakımı üstlenir.
5. Hastane Bakımı:
  • Hastanın hastaneye varışından itibaren acil servis personeli bakımı üstlenir.
6. Rehabilitasyon:
  • Tıbbi sorun giderildikten sonra, rehabilitasyon uzmanı hastayı önceki sağlık durumuna getirmek için çalışmaya başlayacaktır.
7. Hastanın İyileşmesi:
  • Hasta iyileşir.
Acil durumun oluşmasından sonra yaşamda kalma zinciri uygulanırsa, hastanın kurtulma şansı artar.
Bu bölümde tartışılan başlıca konular aşağıdadır:
  • Yapay Solunumun yapılması
  • Yapay Solunum ile birlikte göğüs kompresi (kalp masajı), yapılması (CPR)
  • Hava yolunu engelleyen cisimlerin temizlenmesi
NEFES ALMA
Bir kişi nefes aldığında, hava ağız ve burundan girer pharynx dan geçer. Pharynx iki geçiş yoluna ayırır, birincisi esophagus ve diğeri ise trachea dır.
Trachea'dan hava sol ve sağ ana bronşlardan ciğerlere girer. Bronş tüpü bronchioles olarak adlandırılan küçük alt tüplere ayrılır. Bronchioles'in bittiği yerden alveoli denilen küçük ince sacslar başlar. Bu sacslar hava değişim istasyonlarıdır. Oksijen ve karbondioksit alveoli ve capillaries duvarından geçerek değiştirilir. Oksijen kan dolaşımına girer ve tüm vücudun hayati organlarını ve dokularını besleyerek vücutta dolaşır. Kandaki oksijen kullanıldığında, yan ürün karbondioksit ciğerlere yapılacak geri dönüş için kanda bırakılır. Kişi nefes verdiğinde, oksijenin kullanılmayan kısmı ve karbondioksit nefes borusundan geçerek ciğerden çıkar.
SOLUNUMUN DURMASI HALİ
Genel olarak, yetişkinler her 5 saniyede 1 kez nefes alır. Bir çocuk veya bebek her 3 saniyede 1 kez nefes alır. Kişinin solunumu durması halinde beyin, kalp, ve akciğerler gibi hayati organlar kısa bir süre için oksijen ile beslenmeye devam edilebilir. Solunum durduğunda, solunum sistemi kalp durmadan önce yapay solunum ile beslenmelidir.
YAPAY SOLUNUM
Hepimizde bir armağan vardır. Burada armağan demekle normal solunumda kullanılmadan atılan oksijen miktarını kastetmekteyiz. Havayı içimize çektiğimizde, yaklaşık olarak atmosferden %21 oksijen soluruz. Normal olarak solunumda yaklaşık %5 oksijen kullanırız.
Havayı dışarı verdiğimizde, %16 (oksijenin kullanılmayan kısmı) akciğerlerimizden solunum yolundan geçerek çıkar. Kullanılmayan bu oksijen kendi kendine solunum yapamayan hasta için yapay solunum (solunum desteği) de kullanılabilir. Nabız olduğu müddetçe yapay solunum saatlerce devam edilebilir.
  • Birinin nefes almadığını nasıl söyleyebilirim?
  • ACİL AMBULANS SRVİSİ (112)'yi ne zaman aramalıyım?
  • Yapay solunum nasıl yapılır?
Bu sorulara cevap vermek için yetişkinler, çocuklar & bebekler için Temel Yaşam Desteği uygulama rehberini takip edin
CPR (Cardio Pulmonary Resusitation -Kalp Akciğer Yardımı)
Belirlemeleriniz sırasında, hastanın şuursuz olduğunu, nefes almadığını, ve nabzının atmadığını saptayabilirsiniz. Bu kişinin kalbi durmuştur. Bu kişiye CPR yapılmalıdır.
CPR'ın manası kalp akciğer desteğidir.. CPR (kalp-akciğer yardımı) kişinin solunum yapmadığı ve nabzı atmadığı zaman yapılmalıdır. Ne zaman solunum ve nabız durur "ani ölüm" oluşur. "Ani Ölümün" pek çok sebebi olabilir... boğulma (suda), elektrik çarpması , zehirlenme, boğulma (nefes borusunun tıkanmasıyla), duman yutulmasıyla, ciddi yaralanmalarda... fakat en yaygın yolu kalp krizidir (Kalp krizi belirtilerine bakın). "Ani Ölüm" bazı durumlarda geri çevrilebilir. Anında yapılan CPR uygulamasıyla birlikte hızlı bir şekilde harekete geçirilen ACİL AMBULANS SERVİSİ (112) hastanın ileri tıbbi teknikler ile tedavi edilmesi için yeterince uzun süre yaşamda kalmasına yardımcı olur. Kalp durmalarının pek çoğunda sadece CPR (kalp akciğer yardımı) uygulaması hastanın hayatını kurtarmak için yeterli değildir. Bununla birlikte, yaşamda kalma zinciri içinde gerekli bir tedbirdir. Belirle-Uyar-Katıl adımlarını hatırlayın. CPR'ı (kalp akciğer yardımı) başlatmakla ve uygulamakla, hastayı "ani kalp ölümden" geri getirmek için olan anı uzatmaya çalışmış olursunuz.
CPR uygulayarak beyin faaliyetlerini uzatmak için en iyi yol ise ACİL AMBULANS SERVİSİ (112)'yi uyarmak ve kalp durmasının başlangıcının ilk 4 dakikası içinde CPR'ı uygulamaktır. İdeal olarak, ACİL AMBULANS SERVİSİ (112) 10 dakika içinde gelip gelişmiş kalp tedavisini sağlamalıdır. Bu acil durumu belirlediğinizde kaybedecek zamanınız yoktur. Her saniyenin önemi vardır.
YAPTIĞIM CPR UYGULAMASININ ETKİLİ OLDUĞUNU NASIL BİLEBİLİRİM?
  • Her seferinde göğüs kalkar iner.
  • İlk dakikadan sonra nabzı kontrol edin ve bundan sonra her 2-3 dakikada bir kan dolaşımının başlayıp başlamadığını kontrol edin.
  • Siz basınç yaparken diğer bir kişiye nabzı kontrol ettirin. Eğer yeterli basınç veriyorsanız nabız atışları saptanmalıdır.
CPR UYGULAMASINI NE ZAMAN BIRAKMALIYIM?
  • Eğer hastanın nabız atışları tekrar başlarsa
  • Diğer bir eğitilmiş kişi devam ederse, ACİL AMBULANS SERVİSİ (112) personeli devam ederse veya devam edemeyecek kadar bitkin düşmüş iseniz
  • Doktor size durmanızı söylerse
Acil Tıbbi Servis Doktorları Birliğinin tavsiyelerine göre aşağıdaki durumlarda CPR'a başlamak ve 30 dakikadan fazla devam etmek gerekir.
  1. 1 saat den daha az soğuk suda kalmak ( memelilerin soğuk dalış refleksi vücut metabolizmasını yavaşlatır)
  2. Çığ altında kalma
  3. Hypothermia
  4. Yıldırım çarpması
CPR UYGULAMASININ BAŞLATILMAMASI GEREKTİĞİNİ NASIL ANLARIM?
Nabız alamadığınız her zaman CPR (kalp akciğer yardımı)uygulanmasına derhal başlanmalıdır. Bununla birlikte, hastanın öldüğü açık olarak belli ise, CPR uygulamasına başlamayınız.
HASTANIN ÖLDÜĞÜNÜN İŞARETLERİ NELERDİR?
  • Kaskatı Kesilmek ( vücudun aşırı şekilde sertleşmesi)
  • Doku bozulması
  • Şiddetli bozulma
  • Morluk ( zaman geçtikçe kan dolaşımının olmamasından dolayı kan vücudun alt kısımlarında birikir. Genellikle mor bir renk.)
HASTA KUSARSA NE YAPILMALI?
Eğer hasta kusarsa:
  • Kusma bitene kadar hastayı yan tarafına yatırın.
  • Parmaklarınızla veya bir bezle hastanın ağzını silerek temizleyin.
Ağzın temizlendiğinden emin olun.
  • Gerekiyorsa CPR/Yapay solunuma devam edin.
UNUTMAYIN Nefes verirken, göğüsün hava ile şişmesini izleyin. Sadece göğüsün yeterince şişmesine yetecek kadar üfleyin. Göğüsün geri inmesini bekleyin ve yeniden üfleyin.
Uygulama yapmadan önce, CPR yaparken gerçekten ne yaptığınızı resimlere de bakarak kavramaya çalışalım.
CPR NASIL ÇALIŞIR?
Kan akciğerlere pompalandığında oksijeni alır ve vücudun diğer kesimlerine oksijeni taşır. Kalp atışı olmayınca (Nabız yokluğu) oksijen hayati organlara ulaşamaz. Kısa bir süre sonra oksijensiz kalan hayati organlar ölmeye başlar.Kalp atışları doğal elektriksel impals ile atar. Kalp bu elektriksel impalsı dakikada 60 ile 100 kez arasında alır. Bundan dolayı, kalp durma olduğunda,müdahaleyi yapan kişi kalbin bu normal fonksiyonunu göğüs kompresi (basıncı) ile telafi etmelidir. Göğüse kompres (basınç) yapınca, kalbi göğüs kafesi ile sırt arasında sıkıştırırsınız, böylece kanın arterlerden hayati organlara gitmesini sağlarsınız. Etkili bir göğüs kompresi (basıncı) normal kan dolaşımının sadece ¼ ile 1/3 arasında bir dolaşım sağlar. Böylece, CPR (kalp akciğer yardımı) sadece kısa bir süre yaşam tutmak için etkilidir. Daha önce belirtildiği üzere, pek çok kalp durması vakasında CPR kendi başına hayat kurtarmak için yeterli değildir. Bununla birlikte, CPR (kalp akciğer yardımı) yaşamda kalma zinciri içinde tam bir tıbbi yardımın gelip devir alana kadar beyin fonksiyonlarını uzatmak ve desteklemek için başlanması gereken hayati bir uygulamadır.
Temel Yaşam Desteği uygulama rehberine geçmeden önce, uygulama şekilleri amacıyla yaş sınıflandırmalarını bilmeniz önemlidir.
TEMEL YAŞAM DESTEĞİ - YETİŞKİN
YETİŞKİNLER İÇİN YAPAY SOLUNUM & CPR UYGULAMA REHBERİ
1. Saptama :
  • Cevap verip vermediğini belirleyin.
  • Omzuna yavaşça dokunun veya hafifçe sallayın
  • "İyi misiniz? " diye bağırın.
ilky2.jpg (9368 bytes)
EĞER CEVAP YOKSA....
2. ACİL AMBULANS SERVİSİ (112)’yi arayın.
  • 112'yi arayın veya yerel acil numarayı arayın. NOT : Eğer çevrede aramayı yapacak, başka biri yoksa, telefon aramanız 4 dakikadan fazla sürmeyecekse aramayı siz yapın. Aksi taktirde ilave yardım gelene kadar ABC’yi uygulamaya devam edin.
  •  Bir sonraki adıma geçin
ambulans.gif (18475 bytes)
3. A=Nefes borusunu açın
  • Bir elinizi hastanın alnına koyun. Diğer elinizi çenenin kemiğine yerleştirin ve ağzı kapatmadan kafayı arkaya doğru eğin. Çenenin altındaki yumuşak noktaya dokunmaktan kaçının. Oraya yapılacak herhangi bir basınç, dili yukarı doğru itip nefes borusunu tıkayabilir.
  • Eğer boyun yaralanmasından şüpheleniyorsanız, kafayı arkaya eğmeden çeneyi kaldırmayı deneyin.
ilky1.gif (5498 bytes)
4.B=Nefes alıp almadığını kontrol edin (3-5 saniye)
  • Yüzünüzü hastanın göğsüne çevirin (Bak)
  • Kulağınızı hastanın burnuna ve ağzına yaklaştırın( Dinle)
  • Nefesi yanağınızda hissedin.(Hisset)
5. İki kez yavaşça nefes verin ( Eğer hasta nefes almıyorsa)ilky11.gif (28996 bytes)
  • Nefes borusunu açık tutun
  • Burnu parmağınızla sıkarak kapatın
  • Derin bir şekilde nefes alın
  • Dudaklarınızı hastanın ağzına yapıştırın veya yüz koruyucu kullanın.
  • İki kez yavaşça nefes verin, her birini 1 ½ ile 2 saniye arasında sonlandırın.
  • Her nefes verdikten sonra tekrar nefes alın
  • Nefes verirken göğsün kalkışını izleyin
  • Nefes verdikten sonra göğsün inmesini bekleyin.
6. C=Nabzı kontrol edin ilky10.gif (28550 bytes)
  • İki parmağınızı hastanın gırtlağına yerleştirin. Parmağınızı yavaşça boynun oyuğuna doğru kaydırın (sizden taraf)
  • 8-10 saniye carotid (boyun) nabzı, hissedin. (Bu programdan sonra nabız için parmağınızı yerleştirmeyi bir arkadaşınızda veya bir ailenizden birinde denemelisiniz)
  • Değerlendirmelerinizin bu noktasında, hastanın yapay solunum veya CPR’dan (kalp akciğer yardımı) hangisine ihtiyacı olduğunu belirlersiniz.
UNUTMAYIN, HANGİ SİSTEM ÇALIŞMIYOR İSE ONU DESTEKLEMELİSİNİZ.
Yapay solunum sistemini destekler. Bu destek hastada nabız olduğunda fakat nefes almadığında uygulanır.CPR hem solunum sistemini hem de dolaşım sistemini destekler. Eğer solunum ve nabız yok ise CPR uygulamalısınız.Nabız var , fakat solunum yok - Bu durumda yapay solunum gereklidir.
EĞER NABIZ VE SOLUNUM YOK İSE - CPR GEREKLİDİR(Unutmayın:Kalp Masajını yetkili bir kurstan kalp masajı eğitimi almış iseniz yapın.
Yetişkin oranı : Her 15 kompres de 2 kez nefes Başlangıç iki nefesi verdikten sonra, aşağıdakileri yaparak kompres (basınç) bölgesine yerleştirin:
ilky12.gif (21713 bytes)
1. Parmağınızı göğüs kafesinin bir tarafındaki kaburga kemiklerin alt uç noktasından yukarıda kaburga kemiklerin ortadaki birleşme merkezine doğru kaydırın. Bir çentik veya ters dönmüş bir "V" hissedeceksiniz. Bu göğüs kafesinin altıdır.Baş parmak hariç dört parmağınız yan yana iken elinizin bir kenarını buraya koyun.
2. Diğer elinizin alt kısmını (ayasını),hastanın göğsüne,koyduğunuz elinizin, onun kafasına yakın olan tarafının yanına,göğüs kemiğinin üzerine yerleştirin.
3. Elinizi çentikten kaldırın ve diğer elinizin üzerine yerleştirin.
4. Parmaklarınızı birbirine kenetleyin. Parmaklar direk olarak göğüs üzerinde olmamalıdır. Sadece bir elin alt kısmı göğüs kemiğine direkolarak temas etmelidir.
NOT: Şimdi göğüs basıncı yapmaya hazırsınız. Bu uygulamaları çalıştığınızda basınç bölgesini bulmanın zor olmadığının ve fazla zaman almadığını göreceksiniz.
NABIZ VE SOLUNUM YOK 15 GÖĞÜS KOMPRESİ (BASINÇ) YAPIN
ilky6.jpg (7948 bytes)
1. Omuzlarınız hastanın göğsünde direk olarak ellerinizin üzerinde olmalıdır.
2. Dirseğinizi kilitleyiniz. (Kol dümdüz olmalıdır.)
3. Göğüs kemiğini ( Sternum) aşağı doğru 1 ½ ila 2 inch itin.
4. Dakikada 80 basınç oranında 15 kompres (basınç) uygulayın. Kompres yaparken 1 & 2 & 3 & 4 & ....15 diye yüksek sesle sayın.
5. Tepede veya altta durmadan düzgün bir şekilde itin.
DÖRT DEVRE TAMAMLAYIN:
2 nefes ve arkasından bu nefesi dolaştırmak için 15 basınç uygulanmalıdır. (Yaklaşık 1 dakika) Dördüncü devreyi 2 nefesle bitirmelisiniz.
Nabzı kontrol edin. Eğer hala nabız yok ise....15 basınç ile başlayarak CPR'a devam edin. Hasta canlanana dek ve/veya ACİL AMBULANS SERVİSİ (112) gelip devir alana dek devam edin.
2 KİŞİ İLE UYGULANAN CPR (Sadece yetişkinler için)
Yetişkin üzerinde CPR (kalp akciğer yardımı) yapacak iki kişi hazır ise aşağıdaki uygulama tedbirlerini takip edin:
1. Her zaman, cevap verilmediğini kontrol edin. Sonra ACİL AMBULANS SERVİSİ (112) ile temas kurulduğundan emin olun.
2. Yardımı yapacak 1nci kişinin yapacakları:
  • Nefes borusunu aç (Kafayı eğ veya çeneyi it)
  • Bak , dinle ve nefesi hisset
  • 2 kez yavaş nefes ver ( 1 ½ ile 2 saniye)
  • Carotid (boyun) nabzı kontrol et.
EĞER NABIZ YOK İSE
3. Yardımı yapacak ikinci kişinin yapacakları:
  • 5 göğüs basıncı (dakikada 80-100 basınc)  ve takiben 1.nci yardımcı tarafından 1 yavaş nefes verilir.
  • 1 dakikalık CPR’dan (kalp akciğer yardımı) sonra nabzı kontrol edin.
EĞER HALA NABIZ YOK İSE
  • 5:1 devrinde CPR'a(kalp akciğer yardımı) devam edin.
  • 2 nefes ile her devir bittiğinde yardımcılar değişebilirler. İkinci yardımcı 5-10 saniye nefes almayı ve nabzı kontrol eder ve nabzın olup olmadığını belirler. Uygulamaya devam edilir.